Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe Kulüplerinin Kuruluş Hikayeleri

1903 – Beşiktaş Jimnastik Kulübü 

Beşiktaş Jimnastik Kulübü 1903 yılında padişah II. Abdülhamid’in ‘İngilizlerin icadı ayak topunu oynamayacaksınız’ şartı ile kuruldu. Bu yüzden Beşiktaş’ın futbol branşı, II.Meşrutiyet’in ilanını takip eden yıllarda, yani ancak 1911’de hayata geçebilmiştir.

Kulübün ilk renkleri Kırmızı-Beyaz’dı. ‘Balkan Harbi’ sırasında binlerce vatan evladının şehit düşmesi ve Balkanlar’ın önemli bir bölümünün kaybı üzerine teessüre kapılan Beşiktaş Kulübü, olağanüstü kongreye başvurmuş, ittifakla aldığı kararla: ‘Balkan topraklarının tamamı, tekrar Türk milletinin oluncaya kadar’, Kırmızı-Beyaz olan renklerini ‘Siyah-Beyaz’a çevirmiştir.

Geçtiğimiz yıllarda Beşiktaş yazarlarından Kazım Kanat, ‘100. kuruluş yılında ulusal matem bitsin, formada ilk renklere dönülsün’ fikrini ortaya atmıştı. Kanat’ın bu düşüncesi kabul görmedi ama Beşiktaş bazı maçlara kırmızı forma ile çıktı.

1905 – Galatasaray Spor Kulübü

Avrupa’ya açılan pencere olarak bilinen Galatasaray’ın ilk renkleri kırmızı beyazdı. II. Bayezid, bir gün ava çıkmış. Haliç’in öte yakasına geçip o devirde tamamen korularla kaplı tepelerde gezinirken bugün Galatasaray Lisesi’nin olduğu yerde yarı virane bir yapı görünce mola vermiş. Binada yaşayan derviş kılıklı, nur yüzlü ihtiyarla sohbet etmiş. Ayrılırken, yaşlı derviş II. Bayezid’e biri  kırmızı, öbürü sarı iki gül hediye etmiş ve bir dilekte bulunmuş. ‘Büyüklerimden işittim. Burada bir zamanlar öğrenciler okurmuş. Sen de bir ilim irfan yuvası yaptırasın.’

Galatasaray’ın Sarı-Kırmızısının bu efsaneden alındığı söylenir. Ancak bu sezon 100. yılını kutlayan Cim-Bom’un ilk formaları Kırmızı-Beyazdı. Kulübün kurucusu Ali Sami Yen’in ağzından o günleri dinleyelim: ‘Takım için seçtiğimiz renkler, kırmızı ve beyazdı. Bu ilk formaları Asım Tevfik’in annesiyle kız kardeşim dikmişlerdi. Ancak, kırmızı-beyaz gömleklerin milliyetimizi apaçık ilan etmesinden korktuk. Kuşdili’nin meşhur al fesli, palabıyık, tıknaz hafiyesi etrafımızda çizdiği çarkları daraltmaya ve bize fena gözle bakmaya başlamıştı bile. İstemeye istemeye Kırmızı-Beyazı terkettik.’

Yeni forma temini için Ali Sami ve arkadaşları, İngiliz kökenli Economic kooperatifinin mağazasına giderler. Burada çalışanlardan yardım isterler. Bu sayede Birmingham’lı William Schillcokc mağazasının kataloğundan, sağlam futbol ayakkabıları ve Sarı-Siyah renkli parçalı formayı beğenip ısmarlarlar. Ne var ki bu formaların da ömrü çok uzun olmaz. Arka arkaya alınan üç yenilgi bu formaların uğursuzluğuna bağlanır. Yeni forma için arayışlara başlanır. Bir çok dükkan gezilir. İstenen kumaş istenen fiyata bulunamaz. En sonunda Bahçekapı’daki Şişman Yanko’nun dükkanında, şali denilen, bayrak kumaşı örgüsünden fakat daha ince, güzel ve canlı iki yünlü kumaşa rastlanır. İki rengi vardır. Biri vişneye çalan, koyuca, tatlı bir kırmızı, öteki de içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Metresi otuz iki kuruş olan bu kumaşlar alınır. Ali Sami kumaşı evine götürür. Bu işte artık tecrübeli olan kardeşine formaları diktirir.

1907 – Fenerbahçe Spor Kulübü

Fenerbahçe’nin ilk renkleri papatyaların kıskançlık ve temizlik sembolü olan Sarı-Beyazdı. 1907 yılında kurulan kulübün ilk amblemi de Fenerbahçe burnundaki ışık saçan deniz feneriydi. Kulübün kurucularından Ziya Bey’in İngiltere’den getirttiği; önü ve kolları düğmeli olan sarı beyaz yollu bol formaları, lacivert şort pantolonları ve sarı löverli yün çorapları ile tarihe merhaba diyen Fenerbahçe Spor Kulübü renklerini 1910 yılında Sarı-Lacivert’e çevirdi. Yöneticiler aynı yıl monarşi rejimini tehdit edici bir mesaj içerebileceği düşüncesiyle amblemi de değiştirdi.

Bugün Fenerbahçe Kulübü tüzüğünde, lacivert rengin ‘asalet’, sarı rengin ise ‘Fenerbahçe için duyulan gıpta’yı ifade ettiği yazıyor.

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın